. Pınara Antik Kenti Nerededir? Nasıl Gidilir?

Pınara Antik Kenti Nerededir? Nasıl Gidilir?

Pınara Antik Kenti Nerededir? Nasıl Gidilir?

D400 karayolundan giderken Fethiye Kaş arasında yer alan ve Fethiye’den sonra 40. km’de Minare Köyü tarafında yer alıyor. Minare Köyü‘nü geçtikten 2,5 km sonra Pınara Antik Kenti’ne ulaşılıyor. Pınara Antik Kenti etrafında birçok ona benzer kent var. 26 km güneyinde Ksantos antik kenti 32 km doğuda Letoon Antik Kenti‘ne ulaşabilirsiniz. Daha çok doğa ile iç içe olmak için ise 25 km doğuda yer alan Saklıkent Milli Parkı‘nda ruhunuzu dinlendirecek su sesleri ile huzurlu dakikalar geçirebilirsiniz. Tlos Antik Kenti de Pınara’nın yakın çevresinde yer almaktadır.

Pınara antik kente nasıl gidilir? diye soranlara destek olması bakımından sadece iki alternatif bulunuyor. Ana yoldan uzak olması sebebiyle ya kendi araçlarınızla ya da Fethiye’ye otobüsle ulaşıp oradan da taksi ile minare köyüne gidilir. Sonrasındaki 2,5 km mesafeyi yürüyerek geçmeniz gerekecektir. 

Pınara Antik Kentin Kuruluşu

Likya Uygarlığına bağlı, Pınara Antik Kenti’nin kuruluşu bir rivayete göre Xanthos’un nüfusunun artması sonucu buradan ayrılan yaşlılardan bir grup Kragos Dağı’nın yüksek bir tepesine giderek orada yeni bir şehir kurmuş ve ismini de yerleşim yerine uygun olarak yuvarlak anlamına gelen Pınara demişler. Kent kurulduktan sonra Likya Uygarlığında üç oy hakkına sahip olan önem arz eden şehirlerden birisi haline gelmiştir. Likya Birliği Meclisinde üç oy hakkına sahip sadece 6 kent vardı. Bunlardan biri olma başarısı gösterene Pınara önemli bir şehirdi. Likya Birliği demokrasiyi ön planda tutan bir yönetim anlayışla günümüz demokratik sisteminin temelini oluşturuyor.

Likya Yolunda ki yürüyüş rotası üzerinde yer alan Pınara’da yazıtlar bulunur. Orada yer alan bir yazıta göre, kentin MÖ 340 yılından itibaren 6 yıl boyunca Karya Kralı Piksodaros’a bağlı olduğu düşünülüyor. Diğer antik kentler gibi burayı da ele geçiren Büyük İskender’den sonra basılan gümüş ve bronzdan birlik tipinde sikkeler MÖ 81 yılına kadar tarihleniyor. Büyük İskender’in ölümünden sonra, Bergama Krallığı kenti ele geçirir. Bergama‘nın Roma‘ya bağlanmasıyla birlikte de bir Roma yerleşimi ünvanını alan Pınara’nın diğer antik kentler gibi en parlak dönemini Romalılarla yaşadığı düşünülüyor.

Pınara Antik Kenti Kalıntıları

  1. yy’da yaşanan büyük depremlerle birlikte Likya uygarlığına ait birçok antik kent önemini yitirdi. Bunlara Pınara’da dahildir. Kaya, lahit mezar, hamam, tiyatro gibi kalıntılar var. Ne yazık ki bu yapılardan günümüze hiç bir sağlam yapı ulaşamamıştır. Bu antik kentte sağlam kalan yapılardan kaya mezarları ve arkasında babadağ manzarasını almış 3200 kişilik tiyatrodur.

Kenti İngiliz Arkeolog Charles Fellows keşfetmiştir. Charfes Fellows, keşfettiği antik kentlerde bulduğu tarihi eserleri gemiler aracılığıyla ülkesine götürür. Günümüzde götürülen bütün bu tarihi kalıntılar, İngiltere’de British Museum’da sergilenmektedir. Pınara’ya yaklaştıkça akropolün yamacında yüzlerce oyulmuş kaya mezarı var.

Ulaşımın kolay bir şekilde sağlandığı akropolün diğer tarafı ise tapınaklar ile pilyeli mezarlar var. Uzaktan evi andıran kaya mezarları Likya yaşamı ve mimarisi hakkında fikirler veriyor. Yukarı ve aşağı akropol olarak tanımlayabileceğimiz Pınara Antik kentte geçit vermeyen sarp tarafındaki akropolde sur duvarı ile desteklenen seyir terası bulunuyor. Aşağı akropolün alt kısmındaki var olan su kaynağı ise kente hayat vermiş.

Pınara’nın o sarp tarafındaki akropolüne, güney tarafından kayaya oyulmuş merdivenli patikadan çıkılıyor. Surlarla çevrili olan bu kısımda surlar ile Bizans çağı eserleri kalıntıları var. Pınara’nın resmi ve özel yapılarına ait birçok kalıntıda burada toplanıyor. Bu iki akropolün yapılması amacı ise yukarı akropolün yetersiz kalması ve ulaşıma destek sağlanabilmesi için aşağı akropol yapılmıştır.